Gebelikte Miad Geçmesi

Gebelikte Miad Geçmesi

Gebelikte Miad Geçmesi

Gebelikte Miad Geçmesi (Gebelikte Gün Aşımı)

Gebelikte miad geçmesi; gün geçmesi, doğumun gecikmesi, miad aşımı şeklinde de adlandırılmaktadır. Gebelik 40 hafta süren bir süreçtir. Normal şartlarda 40 haftanın sonunda doğum gerçekleşir. Ancak tam 40 haftalıkken doğumun gerçekleşme oranı bilinenin aksine yüksek değildir. Çünkü bebek erken ya da geç gelmek isteyebilir. Gebeliğin 38. haftasından 42. haftasına kadar doğum olması normal bir süreç olarak değerlendirilir. Yani gebelik en fazla 42. haftaya kadar beklenir. Bu süreden sonra eğer hala doğum gerçekleşmemişse miad geçmesi söz konusudur. Miad geçmesi durumunda eğer bebeğin de anne adayının da sağlık durumlarında herhangi bir problem yoksa birkaç gün daha beklenebilir. Bu şekilde doğumun kendiliğinden başlaması sağlanır. Ancak 42. hafta dolmasına rağmen hala doğumun başlamaması durumunda bebeği ve anne adayını bekleyen riskler de mevcuttur. Bu sebeple annenin de bebeğin sağlık durumu detaylı şekilde takip edilmelidir.

Miad geçmesi durumu hamileliklerin yüzde 3'ünde ortaya çıkan bir durumdur. Gebelikte miad geçmesinin yüzde 90 oranda herhangi bir sebebi yoktur. Ancak eğer bebeğin beyni oluşamamışsa (anensefali), bebekteki hormon salgıları gelişememişse, plasentada enzim eksikliği meydana gelmişse gebelikte miad geçmesi beklenir.

 

Gebelikte Miad Geçmesindeki Riskler Nelerdir?

Gebelikte miad geçmesi durumunda birtakım riskler söz konusudur. Bu riskler doğumdan önce, doğum esnasında ve doğumdan sonra olmak üzere 3 farklı kategoride incelenir. Doğum öncesinde ve doğum esnasında bebeğin hayatını tehlikeye atacak olan en büyük risk plasentanın işlevini kaybetmeye başlamasıdır. Bu süreden sonra plasenta görevini doğru şekilde yerine getiremeyeceği için bebek strese girecek ve riskli bir durum söz konusu olacaktır.

Plasenta oksijen, besin gibi yaşamsal maddeleri bebeğe ulaştırmaya yarayan yapıdır. Bu yapının işlevini kaybetmeye başlaması durumunda bebeğin oksijensiz kalma ihtimali (fetal distres) artacaktır. Bu durum hem doğum öncesinde hem de doğum esnasında yaşanabilecek bir durumdur. Bebeğin içinde bulunduğu amino sıvısındaki azalma da (oligohidramnios) bebek için tehlike arz eder. Çünkü bu esnada bebeğin göbek kordonunun baskı görmesi muhtemeldir. Bu da yine bebeğin oksijensiz kalması anlamına gelir.

Gebelikte doğumun olmaması durumunda bebek, mekonyum aspirasyonu adı verilen kaka yutma sorununu yaşayabilir. 42. haftayı tamamlayan bir bebek anne rahminde ya da doğum esnasında kaka yapabilmektedir. Mekonyum (bebeğin ilk dışkısı) doğumdan sonraki 24 saatlik süre içerisinde çıkarılması gereken dışkıdır. Ancak doğumun gerçekleşmemesi durumunda fetal distres ortaya çıkar ve bebeğin anüs kaslarında gevşeme başlar. Bu da bebeğin doğumdan önce ya da doğum sırasında kaka yapmasına neden olur. Eğer doğumdan sonra bebek ilk nefesini alıp da dışkılama durumu gerçekleşirse, kakanın bebeğin akciğerlerine kaçma ihtimali de söz konusudur. Bu da akciğerlerin görevinde bozulma meydana getirebilir.

Gebelikte gün aşımı durumlarında en sık görülen durum ise iri bebek doğumudur. Gebeliğin 42. haftasının dolmuş olmasına rağmen plasenta işlevini kaybetmezse bebek gelişmeye devam eder. Bu durumda bebeğin daha fazla kilo alması söz konusudur. Bu da iri bebek doğumuna yol açar. İri bebek doğumu diğer normal bebeklere nazaran daha riskli bir doğum olmaktadır. İri bebek doğumunun taşıdığı riskler, doğumun ikinci evresi olan ıkınma evresinin uzun sürmesi, bebeğin başının çıkmış olmasına rağmen omuzlarının gelmemesi, bebeğin sıkışmasını önlemek amacıyla vajinaya kesi uygulanması (epizyotomi), pelviste ya da rahim ağzında (servikste) yırtıkların oluşması, doğumun üçüncü evresi olan plasenta atımında rahmin yeterince kasılamayıp kapanamaması sonucu aşırı kanama olması gibi durumlardır. Bu sebeple eğer bebeğin ultrason görüntüleriyle yapılan incelemeler sonucunda 4 – 4,5 kilogramdan daha fazla olduğu tespit edilirse sezaryen doğum tavsiye edilir.

Benzer Konular
0 Yorum
Yorum Yazın